FULL TEXT (html)
Issue: 2016, September, Volume 10, No 3
issue id: 2016_9_10_3
article id: 2016_9_10_3_5

Original Research



Habit of Using Social Media and Correlation of Social Media Addiction, Self Esteem, Perceived Social Support in Adolescent with Attention Deficit Hyperactivity Disorder
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan Ergenlerde Sosyal Medya Kullanım Alışkanlıkları ve Sosyal Medya Bağımlılığı, Benlik Saygısı ve Algılanan Sosyal Destek İlişkisi

Özlem Uzun1, Veli Yıldırım2, Erman Uzun3

ABSTRACT
The aim of this research paper is to determine habit of using the social media and correlation of social media addiction, self-esteem, perceived social support in adolescent with attention deficit hyperactivity disorder. The sample of this research is composed of 75 adolescents who were between 12-18 year-old, diagnosed and treated as attention deficit hyperactivity disorder with respect to DSM-V criterion by a child and adolescent psychiatry expert. They were applied to Mersin University, Child and adolescent psychiatry polyclinic between March 2016-May 2016. 26 of the participants were female, 49 of them were male. Socio-demographic information form, Rosenberg self-esteem scale and perceived social support scale were carried out to the participants. In this study, information about socio-demographic information of adolescent with attention deficit hyperactivity disorder and habits of using social media were presented. The findings of this study revealed that there was a small correlation between social media addiction and self-esteem but there is no correlation between social media addiction and perceived social support in adolescent with ADHD. In order to overcome the tendency of social media addiction in adolescent with ADHD, it is important that patients should comply with treatment, families should handle adolescent period appropriately with proper social support and constructive approaches to support self-esteem of adolescent with ADHD.
Key words: Social media use, social media addiction, attention deficit and hyperactivity disorder, self-esteem, social support

ÖZET
Bu araştırma, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ergenlerin sosyal medya kullanım alışkanlıklarını belirlemek ve sosyal medya bağımlılığı, benlik saygısı ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği’ne Mart 2016-Mayıs 2016 tarihleri arasında başvuran ergenler arasından çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı tarafından DSM - V ölçütlerine göre tanı alan, çalışmaya katılmaya gönüllü 12-18 yaş arasındaki tedavi almakta alan 75 ergen oluşturmaktadır. Katılımcıların 26 tanesi kız, 49 tanesi erkektir. Katılımcılara sosyo-demografik bilgi formu, Rosenberg benlik saygısı ölçeği ve algılanan sosyal destek ölçekleri uygulanmıştır. Çalışma kapsamında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ergenlerin demografik bilgileri ile sosyal medya kullanım alışkanlıkları ile ilgili veriler paylaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, ergenlerde sosyal medya bağımlılığı ile benlik saygısının negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ve algılanan sosyal destekle, sosyal medya bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ergenlerin sosyal medya bağımlılığına eğilimlerini engellemek amacıyla tedavi sürecine uyum gösterilmesi, ebeveynler tarafından ergenlik döneminin uygun ele alınması, uygun sosyal desteğin sağlanması ve ergenin benlik saygısını arttırmaya yönelik yapıcı yaklaşımların öneminin büyük olduğu düşünülmektedir.
Anahtar kelimeler: Sosyal medya kullanımı, sosyal medya bağımlılığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, benlik saygısı, sosyal destek


Received / Geliş tarihi: 31.05.2016
Accepted / Kabul tarihi: 26.07.2016
1Sağlık Bakanlığı Mersin Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Coşkun Doğmuş Mezitli Semt Polikliniği
2Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı
3Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi
* Address for Correspondence / Yazışma Adresi: Özlem Uzun, Sağlık Bakanlığı Mersin Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Coşkun Doğmuş Mezitli Semt Polikliniği, Mersin-TÜRKİYE
* E-mail: ozlemuzun@outlook.com
Uzun Ö, Yıldırım V, Uzun E. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan Ergenlerde Sosyal Medya Kullanım Alışkanlıkları ve Sosyal Medya Bağımlılığı, Benlik Saygısı ve Algılanan Sosyal Destek İlişkisi.TJFM&PC, 2016;10(3):142-147.
DOI: 10.21763/tjfmpc.16425

Giriş
Sosyal medya bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte hızla yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmektedir. Sosyal medya aslında bir Web 2.0 teknolojisi olarak karşımıza çıkmakta ve bu teknoloji sayesinde daha fazla kullanıcının, çok daha rahat şekilde kullanabileceği uygulamalar ve içerikler oluşturulabilmektedir. Bu anlamda kullandığı teknolojiyi göz önüne alarak bir tanım yapmak gerekirse sosyal medya web 2.0 teknolojisini kullanan ve kullanıcıların kendi içeriklerini oluşturmasına ve paylaşmasına olanak sağlayan bir dizi internet tabanlı araçlardır.
      Bu çalışma kapsamında sosyal medyanın tanımlanması gerekirse, web tabanlı platformlarda kişilerin kendi oluşturdukları profiller veya hesaplar üzerinden, kendi oluşturdukları ya da yine sosyal medya platformları üzerinden beğendikleri içerikleri paylaştıkları, iletişim kurdukları (ve birbirlerini takip ettikleri) sanal sosyal platformlardır. Sosyal medyada kullanıcılar olarak bizler bu araçları kullanarak daha geniş kitlelerle, kişiselleştirilmiş içeriklerle, paylaşımda bulunabiliyoruz. Sosyal medya araçlarını gruplandırarak örneklemek gerekirse:
• Sosyal Ağlar: Facebook, Linked-In
• Video Paylaşım: Youtube, dailymotion, vimeo
• Microblogging: Twitter
• Fotoğraf Paylaşım Ağları: Instagram, Flickr
• Kişisel Bloglar: Blogspot, Wordpress,
• Sanal Dünyalar ve Oyunlar: Secondlife, World of Warcraft
      Günümüzde sosyal medya araçları günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Sosyal medya, internet ortamında sosyalleşmek, bilgi edinmek, eğlence ve başkalarıyla iletişim sağlama açısından yaşamımıza farklı bir boyut ve zenginlik katmaktadır. Zaten gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerine paralel olarak Türkiye’de de internet erişim oranı 2004 yılında %19 seviyesindeyken, 2014 yılında %56 seviyesine ulaşmıştır[1]. Internet kullanımının bu şekilde hızla artması ve erişim olanaklarının çeşitlenerek insanların internette daha fazla zaman geçirmesi farklı sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
      Özellikle öğrenciler internete sınırsız ve kolayca ulaşabilmeleri, uygun kontrolün olmaması, eğitimde teknolojiyi kullanmalarının beklenmesi ve sosyal etkileşim gibi nedenlerle kullanımının artmasıyla birlikte başta siber zorbalık, internet bağımlılığı ve ahlaka aykırı içerikler görme gibi risklerle karşılaştıkları görülmektedir [2,3,4]. Çocuklar internet’te karşılaştıkları riskler nedeniyle fiziksel, psikolojik, sosyal ve bilişsel sorunlar yaşadıkları da belirtilmiştir [5].
      Bu noktada bağımlılık kavramını biraz daha açmak gerekmektedir. Bağımlılık sadece bir maddeye bağlı olarak gelişen bir durum olarak düşünülmemelidir. Bunun dışında alışveriş, kumar, seks ve teknoloji bağımlılığı da davranışsal bağımlılıklar kategorisinde değerlendirilmektedir[6]. Bazı kaynaklar DSM IV’teki kumar bağımlılığının ölçütlerini referans alarak internetle aşırı zihinsel uğraş, giderek daha uzun sürelerle ve planlanandan daha fazla kalma, internet kullanıcısının kontrolde güçlük çekmesi, kullanılmadığında sıkıntı yaşama, işlevsellikte bozulma, internet kullanımına ilişkin yalan söyleme, interneti sorun ve olumsuz duygulardan kaçış olarak kullanmayı internet bağımlılığının ölçütleri olarak belirlemiştir[7]. DSM-5 te bağımlılık sadece madde bağımlılığı çerçevesinden çıkarılarak, çekilme ve tolerans kavramları ile daha davranışsal değerlendirilmeye başlamıştır[8].
      Bağımlılık riskine yönelik olarak yayıncada internet ve sosyal medya kullanımı için aşırı kullanım, patolojik kullanım ve problemli kullanım gibi tanımlamalar söz konusudur. Çocukların sosyal medya ve internet erişim olanaklarının artması ve henüz psikolojik olgunluğa erişmemiş olmaları nedeniyle bir bağımlılığı geliştirmeleri açısından önemli bir risk grubu olarak değerlendirilmektedir[9].       Sosyal medya bağımlığını internet bağımlılığıyla beraber düşünecek olursak ergenlerde internet bağımlılığı üzerine yapılan çalışmalar göstermektedir ki internet bağımlısı ergenlerin yarısından fazlasında eşlik eden başka psikiyatrik hastalıkların olduğu belirtilmiştir[10]. Bu bağımlılık ruhsal, sosyal, ailesel, akademik ve fiziksel sorunları da beraberinde getirmektedir[5]. Özellikle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) internet bağımlılığına oldukça sık eşlik ettiği ve ilişkili olduğunu ortaya koyan pek çok çalışma vardır [11,12].       Bağımlığını yordayan değişkenler göz önüne alındığında benlik saygısı ve sosyal destek arayışı önemli değişkenler olarak karşımıza çıkmaktadır[13]. Bireyin benlik saygısı düzeyinin, psikolojik ve diğer hastalıklara karşı direncini ve yakın ilişkiler kurabilme yeteneğini de etkilemektedir. Bu bağlamda kişinin kendisine biçtiği değer, kendisini nasıl algıladığı ruhsal iyilik durumunda önemli bir rol oynamakta ve sosyal etkileşimini biçimlendirmektedir. Ayıca sosyal desteğin azlığı internet bağımlılığında risk faktörü oluşturabilmektedir[14]. DEHB, sosyal desteğin azlığı halinde prognozunun daha kötüleştiği, benlik saygısı problemlerinin arttığı, birçok psikiyatrik bozukluğun komorbid olarak eklendiği sigara, alkol ve diğer madde kötüye kullanımlarının ergenlikle beraber başladığı, ileriki yaşlarda antisosyal kişilik bozukluğu, yasal suçlara eğilimin olabildiği bir bozukluktur[16].       Bu noktada DEHB, sosyal medya bağımlılığı, benlik saygısı ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki risk gruplarının, risk faktörlerinin belirlenmesinde ve uygun önleyici tedavi yaklaşımlarının ortaya konulabilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle bu çalışmada DEHB olan ergenlerde sosyal medya bağımlılığı, benlik saygısı ve algılanan sosyal destek ilişkisi incelenecektir.

YÖNTEM
      Örneklem: Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurul onayından sonra (24.02.2016, 78017789/050.01.04/E-51097) çalışma yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniğine Mart 2016-Mayıs 2016 tarihleri arasında başvuran, bir çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı tarafından DSM - V ölçütlerine göre DEHB tanısı konan çalışmaya katılmaya gönüllü 12-18 yaş arasındaki tedavi almakta olan 75 ergenden oluşmaktadır. Katılımcıların 26’sı kız, 49’u erkektir. Dahil edilme ve hariç bırakılma ölçütlerine göre uygun bulunan tüm olgular çalışmaya alınmıştır.
Araştırma soruları:
      DEHB olan ergenlerin sosyal ilişkilerinde de sıkıntılarının olduğu bilinmektedir. Aynı şekilde bu sosyal ilişkilerindeki sıkıntılar internet kullanımı ve sosyal medyaya da da kendini göstermektedir. Bu anlamda dikkat eksikliği olan ergenlerin sosyal medya kullanım alışkanlıkları incelenecek ve sosyal medya bağımlılığı, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı ilişkisi incelenecektir.
• DEHB’li ergenlerin sosyal medya kullanım alışkanlıkları nelerdir?
• DEHB’li ergenlerde sosyal medya bağımlılığı, benlik saygısı ve sosyal destek arasında anlamlı bir ilişki var mı?
Çalışma için dahil edilme ölçütleri:
• 12-18 yaşları arasında olmak (12 ve 18 yaş dahil olmak üzere)
• DSM - V ölçütlerine göre DEHB tanısı almış olmak
• DEHB tedavisine devam ediyor olmak
• Görüşmeye uyum gösterebilecek sosyal ve zihinsel işlevsellikte olmak
• Ebeveynler ve katılımcılardan alınan gönüllü katılım formunun imzalanmış olması
Hariç bırakılma ölçütleri:
• Zeka geriliği, psikotik bozukluk, yaygın gelişimsel bozukluk gibi bilişsel durumu bozan hastalıkların olması
• Psikiyatrik belirtileri açıklayacak tespit edilmiş genetik, nörolojik ve/veya metabolik bir bozukluğun olması
• Ebeveyn ve katılımcıların gönüllü katılım formunu imzalamaması
• DEHB tanısı almamış olmak.
      DEHB tanısı konduktan sonra önce araştırmacı tarafından hazırlanmış olan sosyodemografik veri formu, Rosenberg benlik saygısı ölçeği (RBSÖ, Rosenberg Self Esteem Scale), algılanan sosyal destek ve sosyal medya bağımlılık ölçeklerinin araştırmaya gönüllü olarak katılmak isteyen katılımcılar tarafından doldurulması sağlandı.

Veri toplama araçları
Sosyodemografik veri formu: Çocuğun yaşı, cinsiyeti, eğitimi, sosyoekonomik düzey, genel internet ve teknoloji kullanım alışkanlıklarına yönelik bilgiler ve sosyal medya bağımlılarına yönelik açık uçlu sorular katılımcılar tarafından doldurulmuştur.

RBSÖ: Ölçek 1968 yılında Rosenberg tarafından geliştirilmiştir. Kolay uygulanması, puanlanması ve yorumlanması ile benlik saygısı ölçümlerinde sık kullanılan RBSÖ dörtlü Likert tipinde “çok doğru”, “doğru”, “yanlış” “çok yanlış” seçenekleri ile yanıtlanan on maddeden oluşmaktadır. Daha sonra ölçeğin Türkçeye uyarlama ve geçerlik, güvenirlik çalışması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılmıştır. Ölçeğin geçerliğini sınamak için psikiyatrik görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerle yapılan değerlendirmede öğrencilerin benlik saygısı, kendilerine ilişkin görüşlerine göre yüksek, orta ve düşük olarak gruplandırılmıştır. Görüşlerden ve benlik saygısı ölçeğinden elde edilen sonuçların arasındaki ilişkiler hesaplanmış ve ölçeğin geçerlik oranı 0,71 olarak hesaplanmıştır [15].
      Ergenden ölçekteki maddelerin kendisini ne kadar tanımladığını seçmesi beklenmektedir. Ölçekteki maddelerin yarısı “Bazı olumlu özelliklerim olduğunu düşünüyorum” gibi olumlu düşünce yapısıyla, diğer yarısı ise “Bazen kesinlikle kendimin bir işe yaramadığını düşünüyorum” gibi olumsuz düşünce yapısıyla kurulmuştur. Ölçeğin kendi içindeki değerlendirme sistemine göre her katılımcı 0-6 arasında bir puan almaktadırlar. Elde edilen puanlar yüksek (0-1 puan), orta (2-4 puan) ve düşük (5-6 puan) benlik saygısını göstermektedir [15].
Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (Perceived social support scale (PSS)): Algılanan sosyal destek ölçeği Procidano ve Heller (1983) tarafından iki alt ölçek ile katılımcının algıladığı arkadaşlarından ve aileden gördüğü sosyal desteği ölçmek için tasarlanmıştır.       Ölçek 12 maddeden oluşan bireyin sosyal desteği ile ilgili kaynağın yeterliliğini ölçen “Tamamen Katılmıyorum” (1) ile “Tamamen Katılıyorum” (7) arasında değişen 7’li likert tipinde bir kendini değerlendirme ölçeğidir. Ölçek Eker ve Arkar (1995) tarafından Türkçeleştirilmiştir [16]. Aile, arkadaşlar ve anlamlı diğerleri (özel insan) olmak üzere üç alt boyuttan ve 12 maddeden oluşmaktadır. Eker ve Arkar (1995) çalışmasında ölçeğin güvenirlik katsayıları 0,80-0,95 arasında değişen yüksek tutarlılık düzeylerine sahip olduğu bulunmuştur[16]. Ölçekten alınan yüksek puanlar algılanan yüksek sosyal desteğe işaret etmektedir.

Veri Analizi: Hatalı giriş yapılıp yapılmadığı minimum-maksimum değerlere bakılarak tespit edilip düzeltilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden aldıkları puanlar incelenmiş ve uç değer taşıyan (outlier) katılımcılar veri setinden çıkartılmıştır. Boş değerler ile ilgili olarak da ölçeklerin %5’inden çok boş madde bırakanlar işlem dışı bırakılmıştır. Veriler 0,05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı, benlik saygısı ve sosyal destek değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığına değişkenlerimiz normal dağılmadığı için Spearman Korelasyon katsayısı ile bakılmıştır. Veri girişi ve analiz STATA ile yapılmıştır.

SONUÇ
      Araştırmaya 79 DEHB’li ergen katılmıştır, katılanlardan 75 kişinin anketi geçerli görülmüştür. Katılan 75 öğrencinin %35’i (n=26) kız ve %65’i (n=49) erkektir. Katılımcıların yaş ortalaması 14,1 yıl bulunmuştur. Katılımcıların 65’inin (%86,7) anne ve babası birlikte yaşamakta olup, yalnızca 5’inin (%6,7) anne ve babası boşanmıştır. Gelir durumlarına bakacak olursak, 71 (%95) katılımcı kendisini orta gelir düzeyinde tanımlamaktadır (Tablo 1).

      İnternet erişimleri ile ilgili olarak, katılımcıların 51 (%68) tanesinin evlerinde internet bağlantısı bulunmaktadır. Evdeki internete bağlanabilir cihaz sayısına baktığımızda ise iki ve daha fazla cihazı olan 62 (%83) katılımcı bulunmaktadır. Ayrıca bu katılımcıların 52’si (%69) internet erişimlerinin plansız olduğun vurgulamış ve bunların 50’si (%67) İnternet kullanım kararlarını kendilerinin verdiğini belirtmiştir. Günlük ortalama İnternet kullanım sürelerine baktığımızda 48 (%74) katılımcı 2 saatten fazla olduğunu belirtirken, 27 (%37) katılımcı da günlük ortalama 2 saatten fazla zamanını sosyal medyada geçirdiğini belirtmektedir (Tablo 1).

      Çalışmaya katılan DEHB teşhisi konmuş ergenlerin 60’ı (% 80) aktif olarak Facebook kullandığını, 42’si (%56) Instagram kullandığını, 49’u (%65) ise Youtube kullandığını belirtmiştir. Ayrıca katılımcıların 33’ü (%44) interneti oyun, 48’i (%64) ise sohbet amaçlı kullandığını belirtmiştir (Tablo 2).

      DEHB’li ergenlerin benlik saygıları ile sosyal medya bağımlılıkları arasında negatif bir korelasyon gözlenmiştir (Spearman’s ρ = 0,301, p = 0,035, ρ2 =0,09). İki değişken arasında düşük düzeyde bir korelasyon vardır. Benlik saygısı düşük olan ergenlerin sosyal medya bağımlılıkları nispeten daha yüksektir (Tablo 3).

TARTIŞMA
Bizim çalışmamızda DEHB’li ergenlerin sosyal medya kullanım oranları oldukça yüksek olduğu (% 79) ve sosyal medyayı daha çok eğlence aracı olarak kullanmayı tercih ettikleri gözlenmiştir. Bu konuda yapılan bir çalışmada bağımlılık boyutunda internet kullanımı olan bireylerin interneti daha çok eğlence ve interaktif iletişim için kullandıkları, internette daha çok sohbet ettikleri, oyun oynadıkları, müzik dinledikleri tespit edilmiştir[14]. Farklı ülkelerde yapılan çalışmalarda sağlıklı çocukların sosyal ağlarda profil sahibi olma oranları değişiklik göstermesine karşın her 10 çocuktan yedisinin sosyal ağlarda profil sahibi oldukları görülmektedir[17,18]. Bunun yanında bizim çalışmamızda da başka çalışmalarda olduğu gibi popüler olması ve içerik bakımından en çok paylaşımın yapılması nedeni ile çocukların sosyal ağları kullanmak amacıyla genellikle Facebook’u tercih ettikleri görülmektedir [3,17,18].

      Yapılan çalışmalarda DEHB olan çocuklarda benlik saygısının düşük olduğu bildirilmiştir[19]. DEHB olan çocuk ve ergenler yıkıcı davranışları ve sosyal ilişkilerindeki zorluklar nedeniyle sıklıkla çevrelerindeki insanlardan olumsuz karşılık ve ceza alırlar. Okul başarısızlıkları nedeniyle sene kaybeder ya da eğitim hayatlarına son vermek zorunda kalırlar[20]. Bu durum benlik saygısında düşme ve algılanan sosyal destekle ilgili yetersizlik hissine neden olmaktadır.

      Başka bir çalışmada, düşük benlik saygısı ve sosyal yetersizlik hissi ile sosyal medya bağımlılığı arasında ilişki olduğu gözlenmiştir[21]. Ayrıca, internet bağımlılığının iş yaşamındaki üretkenliğin azaltması ve hareketsiz yaşama bağlı fiziksel problemlerin görülmesi nedenleriyle internet bağımlılığının sosyal yaşama ve gerçek fiziksel etkileşime zarar verdiği görülmektedir[22].

      Çin’de 1059 ergenin incelendiği bir çalışmada İnternet bağımlılığının gelişmesinde, özellikle yüz yüze kişilerarası ilişkilerle sosyal etkileşim becerilerinin yetersizliği ön plana çıkmıştır[23]. Sosyal etkileşim amacıyla interneti tercih edenlerin daha çok sosyal becerisi yetersiz, yalnız ve depresif kişilerin kompülsif bir biçimde internet kullanmalarına yol açtığını belirtmiştir[23]. Gençlerin sosyal medya kullanımı ile ilgili olarak sosyal uyum sorunu yaşayan gençlerin daha çok sosyal medya üzerinden iletişim kurmayı tercih ettiğini belirtmiştir[24]. Ayrıca başka araştırmalarda da internet bağımlılığı ile kişilik arasında yüksek derecede bir ilişki olduğu görülmüştür [2].

      Bu çalışmayla, DEHB’li ergenlerin sosyal medya da daha çok oyun ve sohbet amaçlı etkinlikler gerçekleştirdikleri ve ödev-ders etkinliklerinin çok daha az yapıldığı ortaya çıkmıştır. Aslında, sosyal medya araçlarının çeşitlenmesiyle katılımcıların sosyalleşme ihtiyaçlarını da internet aracılığıyla giderme eğiliminde olduğu görülmüştür. Özellikle ergenlik çağında kimlik kazanma aşamasında sosyal medya da kendini farklı kimlikler tanıtma, multipl kimlik ve disosiyatif bozuklukların daha fazla yaşanmasına neden olabileceği öngörülmektedir. DEHB’deki dürtüsel eğilimlerde düşünüldüğünde kendi yaşadığı kimlikler ile sosyal ağlardaki kimliği arasındaki uçurum, kendindeki yetersizlik ve benlik saygısındaki düşüklüğün artmasına neden olması açısından çok önemlidir. DEHB’li ergenlerde benlik saygısı ve sosyal medya kullanımının ele alınması ve takibinin nasıl olması gerektiği ayrıca düşünülmelidir.

      Sonuç olarak DEHB tanısı olan ergenlerin teknoloji kullanımının uygun ele alınmasının, ebeveynlerin çocuklarına destekleyici ve benlik saygısını arttırmaya yönelik uygun tutum içinde bulunmalarının, sosyal medya bağımlılığı oluşmasına zemin hazırlayan nedenlerin ortadan kaldırılmasının ve uygun sosyal çevrelerin oluşturulmaya çalışılmasının DEHB’li ergenlerin yaşam kalitesi ve hastalık işlevselliğinde olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir.



KAYNAKLAR
1. TÜİK. Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2015. http://www.tuik.gov.tr/ZipGetir.do?id=18660 (Erişim tarihi:16.05.2015)
2. Landers R. N., Lounsbury J. W. An investigation of Big Five and narrow personality traits in relation to Internet usage. Computers in Human Behavior 2006;22: 283–293.
3. Kaşıkçı, D., Çağıltay, K., Karakuş, T., Kurşun, E., ve Ogan, C. Türkiye ve Avrupa'daki çocukların İnternet alışkanlıkları ve güvenli İnternet kullanımı. Eğitim ve Bilim 2014; 39: 230-243.
4. Kuss DJ, Griffiths MD, Binder JF. Internet addiction in students: Prevalence and risk factors. Comput Hum Behav 2013; 29(3):959-966.
5. Ayas, T., Horzum, M. B.. İlköğretim öğrencilerinin sanal zorba ve mağdur olma durumu. İlköğretim Online 2012; 11(2): 369-380.
6. Griffiths M.D. Internet addiction: fact or fiction? Psychologist 1999; 12:246-250.
7. Holden C. Behavioral addictions: Do they exist? Science. 2001;294:980–982.
8. APA, Dıagnostıc and Statıstıcal Manual of Mental Dısorders Fıfth Edıtıon:DSM-5 Arlington, VA, American Psychiatric Association, 2013; 461-481.
9. Öztürk, Ö., Odabaşıoğlu, G., Eraslan, D., Genç, Y., Kalyoncu, Ö.A.. İnternet Bağımlılığı: Kliniği ve Tedavisi, Bağımlılık Dergisi 2007; 8 (1): 36-41.
10. Tsitsika A, Critselis E, Louizou A, Janikian M, Freskou A, Marangou E, Kormas G, Kafetzis D. Determinants of Internet addiction among adolescents: a case-control study. Scientific World Journal 2011; 11:866-874.
11. Tahiroglu AY, Celik GG, Fettahoglu C, Yildirim V, Toros F, Avci A, Ozatalay E, Uzel M. Problematic internet use in the psychiatric sample compared community sample. Archives of Neuropsychiatry 2010; 47:241-246.
12. Yoo HJ, Cho SC, Ha J, Yune SK, Kim SJ, Hwang J, Chung A, Sung YH, Lyoo IK. Attention deficit hyperactivity symptoms and internet addiction. Psychiatry Clin Neurosci 2004; 58: 487-494.
13. Karaman, K., Kurtoğlu, M. Öğretmen adaylarının internet bağımlılığı hakkındaki görüşleri. Akademik XI. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri Harran Üniversitesi, Şanlıurfa, 2009; 641-650.
14. Özcan, N., Buzlu, S. Problemli internet kullanımını belirlemede yardımcı bir araç: İnternet bilişsel durum ölçeği`nin üniversite öğrencilerinde geçerlik ve güvenirliği. Bağımlılık Dergisi 2005; 6(1): 19-26.
15. Çuhadaroğlu F. Adölesanlarda Benlik Saygısı. Uzmanlık Tezi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara, 1986; 70-75.
16. Eker D., Arkar H., Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin Faktör Yapısı, Geçerlilik ve Güvenirliliği. Türk Psikoloji Dergisi 1995; 10: 45-55
17. Mascheroni G, Ólafsson K. Net Children Go Mobile: Risks and opportunities. Second Edition. Milano: Educatt, 2014. http://netchildrengomobile.eu/ncgm/wp-content/uploads/2013/07/DEF_NCGM_SecondEdition_Report.pdf (Erişim Tarihi: 10.05.2016,)
18. Sozio M, Ponte C, Sampaio I, Senne F, Ólafsson K, Alves S, Garroux C. Children and Internet use: A comparative analysis of Brazil and seven European countries. Net Children Go Mobile. Milan, 2015. netchildrengomobile.eu/ncgm/wp-content/uploads/.../FullReportBrazilNCGM.pdf (Erişim Tarihi: 10.05.2016)
19. Dumas D, Pelletier A. Study of self-perception in hyperactive children. The American Journal of Maternal/Child Nursing, 1999; 24:12-19.
20. Barkley RA. Attention Deficit Hyperactivity Disorder. Fourth Edition. London: The Guilford Press; 2014; 122-144.
21. Thadani, D.R., Cheung M.K. Online Social Network Addiction: Theoretical Development and Testing of Competing Models, Proceedings of the 44th Hawaii International Conference on System Sciences, 2011; 1-9.
22. Meena P. S., Mittal P. K. Solanki R. K. Problematic use of social networking sites among urban school going teenagers. Industrial Psychiatry Journal 2012; 21(2): 94.
23. Caplan SE. Preference for online social interaction: a theory of problematic internet use and psychosocial well-being. Commun Res 2003; 30(6):625-648.
24. Mikami, A. Y., Szwedo, D. E., Allen, J. P., Evans, M. A., Hare, A. L. Adolescent peer relationships and behavior problems predict young adults’ communication on social networking websites. Developmental Psychology 2010; 46: 46–56.








Tablo 1. DEHB’li ergenlerin sosyal medyaya erişim olanakları ve kullanım alışkanlıkları




Tablo 2. DEHB’li ergenlerin sosyal medya araçları kullanımı ve amaçları




Tablo 3. Sosyal medya bağımlılığı, benlik saygısı ve algılanan sosyal desteğin birbirleri arasındaki ilişki










TJFMPC
Turkish Journal of Family Medicine
& Primary Care

e-ISSN: 1307-2048
© 2016 www.tjfmpc.gen.tr

Browser?
54.81.69.220